Edimsel koşullanma, öğrenme psikolojisinde ve modern psikolojide oldukça önemli bir yere sahip modellerden birisidir. Organizmanın davranışlarını sonuçlarına göre şekillendirmesi sürecine dayanan bu öğrenme türü, özellikle B.F. Skinner tarafından sistematik biçimde incelenmiş ve modern psikolojide geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Bu makalede ''Edimsel Koşullanma'' başlığına dair merak edilenler yer almaktadır.


Edimsel Koşullanma Nedir?

Edimsel Koşullanma, bir tepkinin ortaya çıkardığı sonuçların değişmesinin, o tepkinin gerçekleşme ihtimalini de değiştirdiğini varsayan öğrenme çeşitidir. Yani davranışların sonuçlarına göre belirlenmesi, aynı zamanda sonuçlardan memnuniyet durumuna göre davranışın tekrar edilip edilmeyeceğine veya sıklığının artıp azalacağına yönelik öğrenme davranışının gerçekleştiği yöntemdir.


Edimsel Koşullanma Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Edward Thorndike Etki Kuramı'na göre davranışın sonuçları, davranışın bir daha yapılıp yapılmayacağının belirleyicisi olur. Yani organizmayı doyum düzeyine getiren davranışlar güçlenir ve tekrar yapılmak isterken, organizmayı rahatsız edecek durumlara düşürecek davranış zayıflar ve tekrar yapılmak istenmez. Yani kısaca ödüllendirilen davranış tekrarlanır, cezalandırılan davranış tekrarlanmaz mantığından yola çıkılarak oluşmuştur. 

Edimsel koşullanma, Skinner Kutusu olarak bilinen deney ile daha bilimsel bir zemine oturtulmuştur. Bu deneyde, içerisinde fare veya güvercin bulunan bir kutuya iki tane basit buton veya pedal eklenir. Birine basınca ödül(yemek) gelirken diğerine basınca ceza(elektrik) gelir. Fare veya güvercin birkaç denemenin ardından ceza gelecek butona hiç basmazken sürekli ödül gelecek butona basmayı öğrendikleri gözlemlenmiştir. Yani kısaca ödüllendirilen davranış artmış, cezalandırılan davranış ise azalmıştır.


Edimsel Koşullanma Kavramları Nelerdir?

Pekiştireçler : Yeni davranış oluşturulması ve davranış sıklığının arttırılması için kullanılan uyaranlardır. Bunlar olumlu ya da olumsuz şekilde olabilir.

Olumlu Pekiştireç : Davranışın sonucu olarak organizmaya verilmesi, davranışın ortaya çıkma olasılığını arttırır. (Örnek : Sınava Çalışma ➝ Yüksek Not Alma)

Olumsuz Pekiştireç : Davranışın sonucu olarak ortadan kaldırılması, davranışın ortaya çıkma olasılığını arttırır. (Örnek : Sınava Çalışma ➝ Sınıfta Kalmama)

Cezalar : Mevcut istenmeyen davranışın kaldırılması yada sıklığının azaltılması için kullanılan uyaranlar. Bunlar pozitif ya da negatif şekilde olabilir.

Pozitif Ceza : Davranışın sonucu olarak organizmaya verilmesi, davranışın ortaya çıkma olasılığını azaltır. (Örnek : Ödevi Bitirmeme ➝ Annenin Bağırması)

Negatif Ceza : Davranışın sonucu olarak ortadan kaldırılması, davranışın ortaya çıkma olasılığını azaltır. (Örnek : Ödevi Bitirmeme ➝ Oyun Oynayamama) 


Edimsel Koşullanmada Pekiştirme Türleri Nelerdir?

Sürekli Pekiştirme: İstenilen davranışın her seferinde pekiştirilmesi.

Aralıklı Pekiştirme: İstenilen davranışın bazen pekiştirilmesi. (Sabit/Değişken, Aralıklı/Oranlı)

Birleşik Pekiştirme: Pekiştirecin alınması için iki farklı görevin yerine getirilmesi. (Görevler tek başına bir anlam ifade etmez, hepsi birlikte yapılırsa pekiştireç vardır).

Zincirli Pekiştirme: Pekiştirecin alınması için farklı görevlerin sırayla yerine getirilmesi. (Her görevin kendine ait pekiştireci vardır ve en sonunda bitiriş pekiştireci vardır).


Edimsel Koşullanma İle İlgili Terimler Nelerdir?

Premack Prensibi : Pekiştireçlerin uyaran yerinde davranış olarak ele alınması temeline dayanan bir kuramdır. Bu kurama göre yüksek olasılıklı davranışlar, düşük olasılıklı davranışlar için pekiştireç olarak kullanılabilir. Ancak tepki olasılıklarının değişebilir olması, ölçülmesinin ve hesaplanmasının zor olması gibi kısıtlılıkları vardır.

Tepki Yoksunluğu Kuramı : Premack Prensibi'nin kısıtlılıklarını çözmek için ortaya atılmış bir kuramdır. Bu kurama göre kendiliğinden ortaya çıkan serbest davranış ''taban sınırı'' olarak ele alınır. Organizmanın, istediği aktivitenin taban sınırına ulaşabilmek için diğer aktiviteye de uyum sağlayacağı varsayılır.

Dürtü Azaltma Kuramı : Clark Hull'a göre bir olay bazı fizyolojik süreçlerde azalma ile ilgili olduğu sürece pekiştiricidir. Pekiştireçler, aslında organizmayı doyuma ulaştıran aracılardır. Yani tüm pekiştireçler doğrudan yada dolaylı olarak dürtüler ile bağlantılıdır.


Edimsel Koşullanmanın Günlük Hayattaki Örnekleri Nelerdir?

Edimsel koşullanma, sadece bilimsel deneylerde veya laboratuvarlar değil, gündelik hayatın pek çok alanında da sıkça kullanılır. Klasik koşullanmanın aksine daha karmaşık işlevler için de uygun olduğu için daha yaygın kullanım alanına sahiptir.

Eğitim ve Öğretim: Öğrencilerin başarısına veya okulun genel disiplinine yönelik sıkça kullanılmaktadır. Örneğin, ödev yapan öğrenciye ödül vermek (olumlu pekiştirme) ya da kurallara uymayan öğrenciye uzaklaştırma vermek (olumsuz ceza)

İş Dünyası: Profesyonel yaşamda da özellikle kurum içi ve kurum dışı rekabeti arttırmak için çeşitli edimsel koşullanma yöntemleri kullanılmaktadır. Örneğin, başarılı çalışanın ayın personeli seçilmesi ve bunun için prim alması (olumlu pekiştirme) ya da hata yapan çalışanın maaşından kesinti yapılması (olumsuz ceza)

Hayvan Eğitimi: Sirklerde gösteri yapan yabani hayvanlarda veya evlerde beslenen uysal hayvanlarda çok sık kullanılmaktadır. Örneğin, köpeğe komutu yaptığında ödül maması verilmesi ya da yanlış davranışta bulunursa sevmediği bir şeyin yapılması

Alışkanlık ve Davranış Değişimi: Zararlı ya da sağlıklı fark etmeksizin her insanın hayatında çeşitli alışkanlıklar vardır. Bu davranış kalıplarını değiştirmek oldukça zor ve uzun bir süreç olduğu için edimsel koşullanma yönteminden yararlanılabilir. Örneğin, spor yapma, diyet yapma, sigarayı bırakma gibi alışkanlıkları değiştirmek için kişiye özel ödül veya ceza programları uygulanabilir.


Edimsel Koşullanmanın Avantajları ve Sınırları Nelerdir?

Klasik koşullanmaya kıyasla edimsel koşullanma daha esnektir. Davranışların üzerindeki ya hep ya hiç etkisinden ziyade sıklığının azaltılıp arttırılabilmesine olanak tanır. Öğrenme süreci gerçekleşirken gözlemleme veya ölçme imkanı bulunabilir. Ancak edimsel koşullanmanın da öğrenme sürecinde tek başına yeterli olmadığı durumlar vardır. Örneğin bazı organizmalar bazı uyarıcılara koşullanmazlar. Bu kimi zaman biyolojik sınırlamalardan olabileceği gibi kimi zaman duygusal ve sosyal süreçlerden gelen diğer faktörlerden kaynaklanabilir. Bu nedenle edimsel koşullanma genellikle tek başına değil bilişsel ve sosyal öğrenme kuramlarıyla desteklenerek değerlendirilir.