Birey Merkezli Terapi, 20. yüzyılın en etkili psikoterapi kuramlarından biri olup, hümanistik psikolojinin öncülerinden Carl Rogers tarafından geliştirilmiştir. Rogers’ın yaklaşımı, insanın doğuştan iyi, kendini gerçekleştirme potansiyeli taşıyan ve içsel olarak büyümeye yönelmiş bir varlık olduğunu temel alır. Bu terapi türü, danışanı pasif bir unsur olarak değil aksine kendi sorunlarını çözmek için gereken tüm kapasitesini zaten içinde barındıran, aktif, değerli ve özgün bir birey olarak ele alır.

Birey Merkezli Terapi, psikoterapi dünyasında devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratmış; terapistin otorite figürü olduğu geleneksel modellerden uzaklaşıp, terapötik ilişkiyi iyileşmenin temel kaynağı haline getirmiştir. Carl Rogers'in bu yaklaşımı psikoterapi yöntemleri arasındaki önemini günümüzde de koruması nedeniyle ''Birey merkezli terapi nedir?'', ''Birey merkezli terapinin özellikleri nelerdir?'' gibi soruların yanıtları merak edilmektedir. Bu yazımızda merak edilen konuları ve birey merkezli terapinin ilkeleri, süreçleri, kavramları gibi başlıklarını inceleyeceğiz.

Terapi almaya gelenler için ''danışan'' terimini ilk kez Carl Rogers kullanmıştır.alert-info

Birey Merkezli Terapi Nedir?

Birey Merkezli Terapi, Carl Rogers tarafından geliştirilen, ve temelinde ''problemin ne olduğunu ve nasıl çözüleceğini danışanın kendisi bilmektedir'' varsayımı bulunan psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yöntem, ''Danışandan Hız Alan Terapi'' veya ''Yönlendirici Olmayan Terapi'' olarak da bilinmektedir.

Birey Merkezli Terapinin Felsefesi Nedir?

  • İnsan, özünde iyidir.
  • İnsan, doğuştan sağlığını koruma ve kendini gerçekleştirme eğilimindedir.
  • İnsan, olumlu yönde ilerlemek için gerekli içsel kaynaklara sahiptir.
  • İnsan, davranışları büyüme ve gelişme ihtiyaçlarının sonucu olarak çıkar.
  • İnsan, davranışlarının sorumluluklarını alabilir.

Birey Merkezli Terapinin Varsayımları Nelerdir?

  • Birey, uygun koşullar sağlandığında gelişmeye ve kendini gerçekleştirmeye yönelir.
  • Birey, kendini gerçekleştirme yolunda çabalarken başaracağına inanır.
  • Bireyi tam olarak anlayabilmek için gereken en önemli faktör, onun algıladığı gerçeğin ne olduğunu anlamaktır.

Birey Merkezli Terapide Kullanılan Kavramlar Nelerdir?

  • Bireyin kendi kişiliğini algılayış biçimi ''Benlik'' olarak adlandırılır. Ne olduğumuz ''Gerçek Benlik'' olarak, ne olmak istediğimiz ise ''İdeal Benlik'' olarak tanımlanır. Benlik, gerçek benlik ve ideal benlik bir bütün olarak ''Öz'' kavramını oluşturur.
  • Bireyin kendi içerisinde ve etrafında ne olduğunu (anlık duyusal ve fizyolojik olayları) algılama süreci ''Yaşantı'' olarak, yaşantılar hakkındaki farkındalıklar ve yorumlar ise ''Deneyim'' olarak adlandırılır.
  • Kişinin gerçek deneyimi ile öz algısı arasındaki ''uyum'' psikolojik sağlığı belirler, ''uyumsuzluk'' ise kaygı, iç çatışma ve psikolojik sıkıntıya yol açar.
  • Bireyin temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra potansiyelinin tamamını keşfedip kullanma kapasitesi ''Kendini Gerçekleştirme'' olarak tanımlanır.

Rogers’a Göre Temel Terapötik Koşullar Nelerdir?

Rogers’a göre terapiyi iyileştirici kılan üç temel koşul vardır. Bu koşullar sağlandığında birey kendini açar, keşfeder ve terapi süreci kendiliğinden işlevsel hale gelmiş olur.

Koşulsuz Kabul / Koşulsuz Olumlu Saygı:
Terapistin danışanı yargılamadan, koşulsuz bir kabul ve saygıyla karşılayabilmesidir.
Danışan şöyle bir güven hisseder: “Ne söylersem söyleyeyim yargılanmayacağım.”
Bu atmosfer, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar ve içsel keşfe zemin hazırlar.

Empatik Anlayış / Yaklaşım:
Terapistin, danışanın deneyim dünyasını onun bakış açısından anlamasıdır.
Empati sadece anlamak değil, bunu danışana geri yansıtmaktır.
Örneğin: “Bu durumun seni ne kadar zorladığını hissedebiliyorum.”
Empati, kişinin anlaşılma ve görülme ihtiyacını karşılar.

Sahicilik / Gerçeklik:
Terapistin içten, dürüst ve rol yapmayan bir duruş sergilemesini ifade eder.
Yapay ve yapılandırılmış bir terapi dili kullanmak yerine, otantik ve duygusal olarak var olan bir terapist yaklaşımı vardır.

Birey Merkezli Terapide Süreç Nasıl İşler?

1) Yönlendirmesiz Yaklaşım: Terapist belirli bir teknik ya da protokol izlemez. Danışanın iç gündemi, sürecin yönünü kendisi belirler.
2) Danışanın Deneyimine Odaklanma: Sorunun ne olduğuna danışan kendisi karar verir. Terapist, danışanın kendi çözümünü bulmasına yardımcı olur.
3) Duygusal Farkındalık: Terapide duyguların keşfi önemlidir. Terapist, danışanın duygusal deneyimine ayna olur, varsa gözünden kaçanları göstermeye çalışır.
4) İçgörü ve Değişim: Zamanla danışan kendini daha gerçekçi görmeye başlar, yargılayıcı iç sesleri azalır, kendi ihtiyaçlarını fark eder, daha uyumlu, esnek ve özgür bir kişilik geliştirir.

Carl Rogers’ın Birey Merkezli Terapi yöntemi, insanı merkez alan, empati, kabul ve sahicilik üzerine kurulu güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Terapistin uzmanlık konumunu geri plana çekerek, danışanın içsel dünyasını ön plana alır. Böylece birey kendi çözümünü üretme gücünü kendisi keşfeder.