Yeme bozuklukları, bireyin beslenme davranışlarını, beden algısını ve duygusal süreçlerini derinden etkileyen ciddi psikolojik rahatsızlıklardır. Bu bozukluklar sadece fiziksel sağlığı değil, kişinin sosyal yaşamını, duygusal dengesini ve bilişsel işlevlerini de olumsuz etkiler. Özellikle gençler ve genç yetişkinler arasında yaygın olan yeme bozuklukları, modern toplumun beden algısına ilişkin baskıları nedeniyle giderek artmaktadır. Bu makalede yeme bozukluklarının temel türlerini, belirtilerini, nedenlerini ve bilimsel tedavi yaklaşımlarını ayrıntılı bir şekilde yer almaktadır.
Yeme Davranışı Nedir?
Vücudumuzun en temel fizyolojik ihtiyaçlarından birisi olan yeme davranışı, gün içerisinde harcanan enerjinin yerine konması ve vücut sağlığının korunması için gereken vitamin, mineral gibi ögelerin çeşitli gıdalar ve besinler yoluyla vücuda alındığı sindirim sistemi faaliyetidir.Yeme Bozukluğu Nedir?
Genellikle yeme faaliyetinin başlangıcı ve bitişi beyine ulaşan açlık ve tokluk sinyalleri ile gerçekleşir. Bazı fizyolojik, psikolojik yada çevresel etkenlerden dolayı bu sinyallerin bozulması ve yeme davranışının normal dışına çıkması yani gereğinden çok az ya da gereğinden çok fazla olması ''Yeme Bozuklukları'' olarak adlandırılır.
Yeme bozuklukları, kişinin yeme davranışlarında, beden imgesinde ve ağırlık kontrolünde belirgin bozulmalarla seyreden ruhsal rahatsızlıklardır. Genellikle duygusal düzenleme sorunları, beden algısındaki çarpıtmalar ve kontrol ihtiyacıyla ilişkilidir.
Yeme Bozukluklarının Temel Özellikleri Nelerdir?
- Anormal yeme davranışları
- Beden ağırlığına aşırı odaklanma
- Beden algısında çarpıklık
- Yeme davranışlarıyla ilişkili yoğun kaygı
- Fiziksel ve psikolojik sağlıkta belirgin bozulma
Yeme bozuklukları tedavi edilmediğinde ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar ciddi bir hale gelebilir.
Yeme Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir?
Yeme bozukluklarının tek bir nedeni yoktur; çoğu zaman biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birkaçının bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
- Biyolojik nedenler: Genetik yatkınlık, hormon düzensizlikleri, serotonin gibi nörotransmitterlerde bozukluklar vb.
- Psikolojik nedenler: Düşük benlik saygısı, mükemmeliyetçilik, kontrol ihtiyacı, travma, depresyon, anksiyete bozuklukları vb.
- Sosyal ve kültürel nedenler: Zayıflığı idealize eden medya içerikleri, popüler kültür ve moda, akran baskısı, spor/dans/oyunculuk gibi beden odaklı alanlarda performans beklentisi vb.
Bu çok boyutlu nedenler, yeme bozukluklarının sadece “yemek” ile ilgili olmadığını; aslında temelinde daha geniş bir psikolojik bağlam taşıdığını göstermektedir.
Yeme Bozukluklarının Türleri Nelerdir?
Anoreksiya Nervoza: Kişinin kilo almaktan yoğun korku duyması, bedenini olduğundan kilolu algılaması ve bunun sonucunda aşırı kilo kaybı ile karakterize bir bozukluktur. Beden algısındaki bozulma, kilo almaya karşı aşırı korkuya yol açarken aynı zamanda yemekten uzak durma (kalori alımını aşırı kısıtlama) gibi davranışları da beraberinde getirmektedir. Kadınlarda regl düzensizlikleri veya soğuğa karşı aşırı hassasiyet gibi ekstra belirtiler gözlemlenebilirken tedavi edilmediğinde ise organ hasarına, kemik erimesine, kalp ritim bozukluklarına ve ölüme yol açabilen önemli bir yeme bozukluktur.
Bulimiya Nervoza: Tıkınırcasına yeme ataklarının hemen sonrasında suçluluk hissi ve telafi edici davranışların (kusma, aşırı egzersiz, laksatif kullanımı vb. kendince çözümler) görüldüğü yeme bozukluğudur. Temel belirtiler kısa sürede ve aşırı miktarda yemek yemenin ardından suçluluk, utanç, pişmanlık duygularıyla birlikte kusma gibi davranışlar döngüsü şeklinde gözlemlenmektedir. Genellikle bu kişiler normal kiloda oldukları için dışarıdan fark edilmesi zor olabilen bu rahatsızlık, psikolojik ve fiziksel açıdan ciddi riskler doğurabilir özellikle de elektrolit dengesizlikleri kalp ritmini bozabilir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu: Tıkınırcasına yeme bozukluğu, kısa sürede aşırı yemek yeme ve kontrol kaybı hissiyle karakterizedir, bulimiyadan farkı ise telafi edici davranışlarının (kusma vb.) olmamasıdır. Tek oturuşta aşırı miktarda yeme davranışı genellikle gizli ve hızlı yapılmaktadır. Bu bozukluk obezite, depresyon ve metabolik hastalıklarla yakından ilişkilidir.
Pika Bozukluğu: Besleyici değeri olmayan maddelerin (toprak, kağıt, saç, sabun vb.) tüketilmesiyle karakterizedir. Çocuklarda sıklıkla görülür ve yaşlarından dolayı çoğu zaman normal karşılanır ancak yetişkinlerde de ortaya çıkabilen önemli bir yeme bozukluğudur.
Geviş Getirme Bozukluğu: Ruminasyon bozukluğu, kişinin yemeği yedikten kısa bir süre sonra (genellikle ilk 30 dakika içinde) yiyeceği mide bulantısı ya da öğürme olmadan tekrar ağza getirmesiyle tanımlanır. Kişi bu yiyeceği tekrar çiğneyip yutabilir veya tükürerek dışarı atabilir. Bu davranış genellikle bilinçli bir kilo verme veya ikincil kazanç amacıyla yapılmaz. Yani bulimia (kusma yoluyla kilo kontrolü) ile aynı şey değildir. Çoğu vakada yarı istemsiz ya da alışkanlık haline gelmiş bir refleks gibidir. Bu nedenle bebekler, çocuklar, gelişimsel yetersizliği olan ergenler gibi gruplarda daha yaygın görülse de yetişkinlerde de karşılaşılabilmektedir.
Kaçıngan/Kısıtlı Besin Alımı Bozukluğu: Kişi belirli yiyeceklerden duyusal hassasiyetler veya korkular nedeniyle kaçınır. Kilo kaybı olabilir ancak anoreksiyadaki gibi beden algısı bozukluğu bulunmaz.
Yeme Bozukluklarının Önemi Nedir?
Yeme bozuklukları tedavi edilmediğinde organ hasarları, hormonal bozukluklar, kalp problemleri, diş ve sindirim sorunları, sosyal geri çekilme, akademik ve iş yaşamında bozulma veya depresyon, intihar riski gibi oldukça ciddi sonuçlara yol açabilir. Kısaca yeme bozuklukları, yalnızca yemekle ilgili değildir; işin özünde kişinin duygusal dünyasını, benlik algısını ve yaşam deneyimlerini yansıtan kompleks bozukluklardır. Doğru tedavi, erken müdahale ve kapsamlı bir destek sistemi iyileşmeyi mümkün kılar. Bu nedenle gerekli görüldüğünde uzman desteği almaktan çekinilmemelidir.

0 Comments
Yorum Gönder