Erteleme alışkanlığı, modern dünyanın en yaygın davranış sorunlarından birisidir. Yapılması gereken işleri, görevleri, sorumlulukları veya hedeflerin sıkıcı ya da önemsiz görülerek sürekli olarak ileri bir tarihe bırakma eğilimi, bir çok kişi için “tembellik” gibi görünse de, aslında büyük ölçüde psikolojik süreçlere dayanan karmaşık bir davranış döngüsüdür.

Bu makalede erteleme davranışı hakkında merak edilenler, bilimsel ve psikolojik temelleri, günlük hayattan örnekleri ve bu davranış döngüsünden çıkmanın yolları yer almaktadır.


Erteleme Davranışı ve Alışkanlığı Nedir?

Erteleme çoğu zaman gereksiz şekilde tembellikle karıştırılır. Oysa erteleme yapan kişi bir göreve karşı üşengeçlik yapıyormuş gibi görünse de aslında; korkularıyla, belirsizlikle, baskıyla, kaygıyla baş edemediği için kaçınma davranışı geliştirebilir. Yani üşengeçlik veya tembellik olarak görülen erteleme davranışının temelinde psikolojik bir savunma mekanizması yatıyor olabilir. Bu nedenle erteleme davranışı bir zaman yönetimi problemi değil, bir duygu ve düşünce yani mentalite yönetimi problemidir.

Ertelemenin Temel Psikolojik Nedenleri Nelerdir?

Başarısızlık Korkusu: Birçok insan içten içe “Ya yapamazsam?” korkusu yaşar. Görev ne kadar önemliyse, kaygı da o kadar büyür. Bu yüzden kişi işe başlamayı erteleyerek kısa süreli rahatlama elde eder. Ancak iş ertelendiği için sonlara doğru baskı daha da artar ve bu döngü sürer. Örneğin ödevini yapmaya başlamayan bir öğrenci, aslında ödev yapmayı bilmediğinden değil, “kötü yapma ve düşük not alma korkusu” yüzünden erteliyor olabilir.

Mükemmeliyetçilik: Mükemmeliyetçi kişiliğe sahip insanlar için “yeterince iyi” kabul edilebilir bir derecelendirme değildir. Bu nedenle bir işe başlamadan önce: kusursuz plan, tam zamanlama, mükemmel sonuç arzusuyla hareket etmek işe başlama sürecini geciktirir. Örneğin “Diyet yapacağım ama pazartesi olsun, hatta ayın biri olsun, hatta tüm malzemeleri alınca başlayayım…”  şeklindeki erteleme davranışları gözlemlenebilir.

Motivasyon Eksikliği: Beyin, kısa vadede zevk veren işleri uzun vadeli fayda sağlayan işlere tercih eder. Zor veya sıkıcı görevler motivasyon gerektirdiği için insanlar bunları ertelenmeye daha yatkındır. Örneğin iki gün sonrasına yetişmesi gereken bir projeyi hazırlamak yerine bugün televizyonda denk gelen sürükleyici bir filmi izlemeyi tercih etmek şeklinde olabilir.

Duygusal Kaçınma: Görev kişide olumsuz bir duygu yaratıyorsa (sıkıntı, stres, kaygı, belirsizlik), beyin kendini korumaya çalışır ve “şimdi yapma” sinyali gönderir. Örneğin doktora gidince kötü bir hastalık teşhisi ile karşı karşıya kalmaktan korkan bir insan doktora gitmeyi erteleyebilir.

Karar Yorgunluğu ve Bilişsel Tükenmişlik: Gün içinde çok fazla karar alan beyin, akşam saatlerine doğru yorulmaya başlar. Bu fiziksel değil, bilişsel bir yorgunluktur. Örneğin tüm gün iş yerinde çok yorulmuş birisi eve gelince evdeki işlerini erteleyerek erken uyumayı tercih edebilir.

Görevin Çok Büyük Görünmesi: Yapılması gereken işler insanın gözünde büyüdükçe erteleme davranışı da artar. Çünkü beyin, görev büyük ve fazla enerjiye ihtiyacımız var diyerek spora başlayıp zayıflamak veya kursa başlayıp dil öğrenmek gibi uzun vadeli işleri Örneğin ''Bunu tek seferde halledemem”, ''Daha teslim tarihine uzun süre var'', ''Hiç başlamayayım daha iyi…” şeklindeki düşünce kalıplarıyla erteleyebilir.

Erteleme Davranışı ve Alışkanlığı Nasıl Olur?

Erteleme alışkanlığının temelinde aslında psikolojik bir döngü vardır:

Görev belirir → Kişi kaygı, sıkıntı veya stres hisseder → Beyin, bu olumsuz duygudan kaçmak için görevi erteler → Kısa süreli rahatlama olur → Süre daraldıkça stres artar → Stres arttıkça suçluluk, pişmanlık ve baskı artar → Görev son anda veya aceleyle yapılır 

Bu süreç bir sonraki görevde de benzer şekilde tekrarlanır. Döngü kırılmadıkça kişi sürekli erteleme davranışıyla karşı karşıya kalır.

Erteleme Alışkanlığını Kırmak İçin Neler Yapılabilir?

Görevleri küçük parçalara bölmek: Beyin büyük görevlere direnç gösterir. Görevi küçük parçalara bölmek bu direnci azaltır. Hatta görevin en zor kısmı genellikle başlangıç kısmı olduğu için sadece 5 dakika vakit ayırarak başlangıç yapmak daha sonraki 5 dakikalık periyotlar için bir motivasyon kaynağı olabilir.

Hedefleri somut ve ölçülebilir hale getirmek: Örneğin ''spor yapacağım'' yerine ''bugün 30 dakika yürüyüş yapacağım'' şeklinde net ve belirgin şekilde hedef konulduğu zaman hem takip etmesi kolaylaşır hem de belirsizlik azaldığı için erteleme de azalabilir.

Zihni yoran kararları azaltmak: Ne kadar az karar alırsanız, önemli görevler için o kadar enerji kalır. Örneğin Steve Jobs’ın her gün aynı tarz kıyafet giymesi yani her gün ne giyeceğim diye düşünmemesi o gün için zihnini göreceli olarak daha az kullanarak başka işlere daha fazla enerji bırakmasını sağlar.

Motivasyonu değil disiplini baz almak: Motivasyon dalgalanabilir, disiplin ise rutin alışkanlık oluşturur. Örneğin “Müsait olunca yaparım” yerine ''Şu saatte şunu yapacağım'' yaklaşımı daha verimli olabilir.

Neden ertelendiğini fark etmek: Kişi biraz öz eleştiri yaparak aslında kendi kendine erteleme davranışının gerekçesini bulabilir. Korku mu? Belirsizlik mi? Sıkıcılık mı? Enerji düşüklüğü mü? Sorunu fark etmek çözümün yarısıdır.çünkü sorunun kaynağı bulunduğu zaman ona özel olarak çözüm üretilebilir.

Ödül sistemi kullanmak: Bir görevi tamamladığınızda kendinize küçük ödüller vermek beyindeki dopamin salgısını artırır ve davranışı tekrar etme isteği oluşturur. Örneğin 20 soruluk bir test çözen bir öğrencinin her 5 soruda bir çikolata yemesi gibi basit şekillerde uygulanabilir.

Profesyonel destek almak: Eğer erteleme davranışı günlük işlerinize engel oluyorsa, sorumluluklarınızı aksatıyorsa, sürekli pişmanlık ve stres yaratıyorsa, akademik veya iş hayatını etkiliyorsa bir psikolog veya terapistten uzman destek almak oldukça etkili olabilir. Çünkü erteleme davranışı bazen de kaygı bozukluğu, depresyon, dikkat eksikliği gibi durumlarla da ilişkili olabilmektedir.